Ekranların başına geçip emtia grafiklerine baktığınızda gördüğünüz şey sadece kırmızı ve yeşil mumlardan ibaret değil; küresel bir satranç tahtasının en kanlı hamleleridir.
Haftalardır piyasanın dip akıntılarında fırtınanın yaklaştığını bas bas bağıran sinyaller vardı. Nitekim korkulan oldu: Brent petrol, Orta Doğu’dan gelen silah seslerinin ve yakılan tankerlerin gölgesinde 100 dolar barajını yıktı geçti.
Peki, herkesin sorduğu o kritik soruya gelelim: Bu yükseliş geçici bir saman alevi mi, yoksa küresel ekonomiyi sarsacak yeni bir krizin ilk perdesi mi?
Cevabı peşinen vereyim: Karşımızda rastgele gelişen bir fiyatlama değil, adeta bir "Kusursuz Fırtına" var.
İki Boğaz, Tek Düğüm: Hürmüz ve Babulmendep
Finans dünyası jeopolitik riskleri sever ama lojistik kilitlenmelerden nefret eder. Bugün piyasayı çıldırtan şey sadece "savaş var" söylemi değil; dünyanın en kritik iki enerji damarının aynı anda sıkışmasıdır.
Basra Körfezi'nin dışarıya açılan tek kapısı Hürmüz Boğazı zaten sıcak çatışma riskiyle cayır cayır yanıyordu. Suudi Arabistan, bu riski bypass etmek için petrolünü boru hatlarıyla Kızıldeniz kıyısına taşıyıp Yanbu Limanı'ndan sevk etme planını devreye soktu. Ancak Babulmendep Boğazı'nda Suudi tankerlerinin vurulmasıyla bu "B Planı" da çöktü.
Yani ne Hürmüz rahat, ne Kızıldeniz. İki kapı da kapandığında, fiziki petrolün vanası sıkışır. Vana sıkıştığında ise fiyatın nerede duracağını matematik değil, panik belirler.
Washington ile Tahran Arasında Köprüler Yıkıldı
Diplomasi masasından ümidini kesen taraflar artık kozlarını sahada paylaşıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın "Kızıldeniz'de akşayan tek bir varil için Tahran'ın altyapısını vururuz" restine, İran cephesinden gelen yanıt netti: "Biz petrol satamazsak, bu coğrafyada kimse satamaz."
Bu iki cümlenin piyasadaki karşılığı şudur: Sıfır tolerans, maksimum risk.
Üstelik bu kriz sadece Orta Doğu ile sınırlı kalsa yine iyi. Karadeniz’de Kazak petrolünü taşıyan Hazar Boru Hattı (CPC) terminallerine dönük saldırılar ve Çin süpertankerlerinin panikle rotalarını Ümit Burnu'na kırması, tedarik zincirinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha kanıtladı. ABD’nin kendi Stratejik Petrol Rezervleri’nin (SPR) erimiş olması da cabası. Washington'ın piyasayı yatıştırmak için cebinde eskisi gibi "ucuz varil" kozu yok.
Yatırımcı İçin Tablo Ne Anlatıyor?
Gelelim madalyonun diğer yüzüne, yani cüzdanlarımızı ilgilendiren kısma...
100 doları deviren bir petrol; sadece benzin fiyatlarının artması demek değildir. Küresel ölçekte enflasyonun yeniden hortlaması, merkez bankalarının faiz indirim haritalarını çöpe atması ve maliyet baskısıyla boğuşan şirket bilançolarının daha da sıkışması demektir.
Piyasada konuşulan 120 - 150 dolar senaryoları artık birer felaket senaryosu değil, gerçekleşme ihtimali masada duran birer risk parametresidir.
Son Söz: Önümüzdeki günlerde panik alımlarının ne seviyeye ulaşacağını, askeri kanattan gelecek haber akışı belirleyecek. Ancak şu bir gerçek ki; diplomatik bir mucize gerçekleşmediği sürece, enerji piyasalarında emniyet kemerlerini çözmek için henüz çok erken.