Ortadoğu ve kendi coğrafyamız denilince aklımıza yıllardır hep aynı kareler gelir: Tanınmayan bayraklar, devlet olmayan ama devlet gibi hareket eden silahlı gruplar, "vekâlet savaşları" ve kimin eli kimin cebinde belli olmayan sonsuz bir kaos...
Ancak son dönemde haritada birbirine uzak gibi görünen ama jeopolitik olarak tam göbekten bağlı iki kritik gelişme yaşanıyor. Bir yanda İsrail ile Lübnan arasında konuşulan "Hizbullah’sız Pilot Bölge" anlaşması; diğer yanda Türkiye'de en üst perdeden tartışmaya açılan "PKK'nın silah bırakması ve Abdullah Öcalan" denklemi.
Bu iki olayı birbirinden bağımsız sananlar, yeni dünya düzeninin şifrelerini okuyamayanlardır. Akıllardaki o can alıcı soruyu soralım: Dün bu örgütleri kendi elleriyle besleyen, büyüten ve kullanan küresel sistem, bugün neden eşzamanlı olarak onları bir kalemde silip tasfiye etmek istiyor?
1. "Taşeron" Kullanma Devri Bitti, "Devlet" Devri Başladı
Son otuz yıldır büyük güçler için Ortadoğu’da savaşmanın en ucuz yolu "taşeron" kullanmaktı. Bir devlet, başka bir devleti yıpratmak istediğinde oradaki bir silahlı örgütü (proxy) finanse etti. Ancak bu "ucuz savaş" stratejisi artık küresel kapitalizmin kalbine saplanan bir hançere dönüştü.
Kontrolden çıkan bu maşalar, sadece yerel hükümetleri değil, küresel tedarik zincirini ve ticaret yollarını vurmaya başladı. Husilerin Kızıldeniz'de kopardığı fırtınanın dünya ekonomisine faturası milyarlarca doları buldu. Küresel sistemin efendileri artık net bir karar verdi: Silahlı, ideolojik ve hesap sorulamayan yapılarla zaman kaybedilemez. Karşımızda muhatap alınacak, masaya oturacak ve imzasının hesabını verecek "resmi devletler" olmalı.
Lübnan'dan istenen tam olarak budur: "Ekonomini kurtaralım, seni sisteme entegre edelim; ama sen de güneyindeki o kontrolsüz gücü (Hizbullah) temizle. Ben devletle muhatap olmak istiyorum."
2. Ankara'nın Stratejik Okuması: Öcalan ve Silah Bırakma Hamlesi
İşte tam bu noktada, küresel rüzgarı çok iyi okuyan Ankara'nın iç siyasetteki sarsıcı hamlesi devreye giriyor. Türkiye'de Devlet Bahçeli'nin çıkışıyla başlayan "Abdullah Öcalan'ın tecridinin kaldırılması ve PKK'nın silah bırakarak lağvedilmesi" tartışmaları, basit bir iç siyaset manevrası değil; devletin yeni küresel tasarıma yaptığı stratejik bir hazırlıktır.
Türkiye şunu çok net görüyor: Yeni dünyada "devlet dışı silahlı aktörlere" ve gri alanlara yer yok. Bölgede yeni enerji koridorları çiziliyor, Basra'yı Avrupa'ya bağlayacak devasa Kalkınma Yolu Projesi inşa ediliyor. Sermaye ve uluslararası ticaret; terörün, füzelerin ve silahlı örgütlerin gölgesinde yürümez.
Ankara; Irak ve Suriye'de ABD veya başka güçler tarafından hala "maşa" olarak kullanılma potansiyeli olan PKK kozunu, örgütü tamamen tasfiye ederek ellerinden almak istiyor. "Öcalan çıksın, örgüt silah bıraksın" çıkışının devlet aklındaki tercümesi şudur: "Bölgemde silahlı taşeron istemiyorum. Benim topraklarımda ve sınırlarımda devletin tekelinden başka hiçbir güç barınamaz."
3. Ev Sahiplerinin Çaresizliği ve Uyanışı
Olayın bir de örgütlere ev sahipliği yapan ülkelerin tükenmişliği boyutu var. Lübnan'a bakın; Beyrut Limanı patlamasıyla sarsılan, ekonomisi sıfırlanmış bir ülke. Lübnan devleti, savaşı başlatanın Hizbullah, faturayı ödeyenin ise halk olduğu bu asimetrik denklemden yoruldu.
Aynı durum Irak ve Suriye için de geçerli. Bölge ülkeleri, kendi içlerindeki silahlı yapıların o ülkeyi nasıl felakete sürüklediğini gördü. Türkiye ise, sınırlarının ötesindeki bu çöküşü izlerken, kendi içindeki 40 yıllık silahlı örgüt parantezini kendi iradesiyle ve kesin olarak kapatıp, masaya eli en güçlü, en homojen "devlet" olarak oturmanın hamlesini yapıyor.
Sonuç: Haritalar Yeniden Çizilirken Silahsızlanma Şartı
Küresel güçler, dünün koçbaşları olan örgütlerin "kullanım tarihlerinin" dolduğuna karar verdi. Dünya, vekâlet savaşlarının yerini doğrudan devletlerin diplomasisine bıraktığı yeni bir faza geçiyor.
Beyrut'ta Hizbullah'a çizilen sınır ile Ankara'da PKK'ya "silah bırak ve dağıl" denmesi, aynı küresel aklın ve bölgesel zorunluluğun sonucudur. Dünün taşeronları bugün küresel ticarete ve yeni projelere engel olan birer pürüz olarak görülüyor. Ortadoğu’da haritalar ticaret yollarıyla yeniden çizilirken, o yolların üzerinde elinde silahla bekleyen hiçbir "örgüt" hayatta kalamayacaktır.
Yatırımcı Neden Panik Yapmamalı?...
Ortadoğunun Yeni Para Birimi Lojistik...
Küresel Sistem Taşeronları Neden Tasfiye...
ABD’nin Metal Tarifeleri Kimleri Etkiley...
126 Trilyon Dolarlık Dünya...
Ateşkes Masada, Namlular Sahada...
İflas Dalgası Kapıda...
Savaş Kokusunda Petrol ve Altın...
Pompaya Yansıyan Acı Reçete...
Alüminyum Krizi ve Türkiye...
Yatırımcı Neden Panik Yapmamalı?...
Ortadoğunun Yeni Para Birimi Lojistik...
Küresel Sistem Taşeronları Neden Tasfiye...
ABD’nin Metal Tarifeleri Kimleri Etkiley...
126 Trilyon Dolarlık Dünya...
Ateşkes Masada, Namlular Sahada...
İflas Dalgası Kapıda...
Savaş Kokusunda Petrol ve Altın...
Pompaya Yansıyan Acı Reçete...
Alüminyum Krizi ve Türkiye...
KÖŞE YAZISI
Geri
Küresel Sistem Taşeronları Neden Tasfiye Ediyor
Muhammed Başyiğit
04.06.2026 09:17
18 Okunma
Yazıyı Dinle
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış.