Suriye'de 13 yıl süren iç savaşın ve Aralık 2024'te Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından en kritik siyasi adım atıldı. SCMP'nin aktardığı gelişmelere göre; Suriye'nin yeni geçiş parlamentosu 12 Temmuz 2026 Pazar günü ilk oturumunu gerçekleştirdi. Bu meclisin ana görevi, uzun yıllar süren otoriter yönetimin ardından ülkenin yeni anayasasını yazmak ve beş yıllık geçiş süreci boyunca demokrasinin temellerini atmak.
Bu tabloyu yalnızca Suriye’nin iç siyaseti olarak okumak eksik olur. Kurulan bu yeni denge; Ankara'nın "Terörsüz Türkiye" stratejisini, sınır güvenliğini ve bölgedeki Türkmen varlığının geleceğini doğrudan şekillendirecek bir merkeze dönüşüyor. İşte mevcut tabloya dair derinlemesine analizimiz:
Yeni Parlamentonun Anatomisi
210 sandalyeden oluşan yeni geçiş parlamentosunda görev dağılımı ve seçilme süreci oldukça karmaşık bir dengede yürütüldü:
-
Üçte İkilik Kesim (140 Üye): Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'nın atadığı seçim komisyonu tarafından belirlenen yerel komiteler aracılığıyla, geçtiğimiz Ekim ayında seçildi. Halep, Şam, Humus, İdlib gibi bölgelerden gelen temsilciler bu grupta yer alıyor.
-
Kalan Üçte Birlik Kesim (70 Üye): Siyasi dengeleri ve azınlıkları sisteme entegre edebilmek adına bizzat Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara tarafından bu hafta atandı.
-
Eksikler ve Kriz Bölgeleri: İlk oturuma 210 üyeden 206'sı katılabildi. Dürzi nüfusun yoğun olduğu güneydeki Süveyda vilayetinde yaşanan mezhepsel çatışmalar sebebiyle, Şara'nın doğrudan atadığı iki temsilci dışında bölgenin meclis üyeleri belirlenemedi ve sandalyeler şimdilik boş kaldı.
Türkiye'nin Perspektifi ve TBMM'nin Vizyonu
Suriye'nin bu yeniden yapılanma süreci, Ankara tarafından bölgesel güvenliğin anahtarı olarak görülüyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un bu süreçteki stratejik okuması oldukça nettir:
Kurtulmuş'a göre; Şam'da her kesimi kapsayan, adil bir temsile dayanan demokratik bir düzenin kurulması "bölgemizin sigortasıdır." Kurtulmuş'un, "Suriye'nin bütünlüğü için atılan her adım, Terörsüz Türkiye hedefimizi de güçlendirmektedir" tespiti, Ankara'nın yeni Suriye meclisine bakış açısını özetler nitelikte. Türkiye, Suriye'de otorite boşluğundan beslenen PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör unsurlarının temizlenmesinin ancak güçlü, kapsayıcı ve toprak bütünlüğünü sağlamış bir Şam yönetimi (ve onun meşru meclisi) ile mümkün olacağına inanıyor.
Türkiye Dışişleri kanadı da bu süreci yakından takip ediyor. Dışişleri Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz, son 70 üyenin atamasıyla birlikte "yeni Suriye'nin inşasında tarihi bir eşiğin aşıldığını" belirterek Türkiye'nin memnuniyetini dile getirmişti.
Suriye Türkmenlerinin Durumu ve Kritik Rolü
Yeni meclisin kurulmasıyla birlikte Suriye Türkmenleri için askeri mücadele dönemi yerini büyük ölçüde diplomatik ve siyasi bir mücadeleye bırakıyor.
Halep, Lazkiye, Humus, Hama, Rakka ve Şam kırsalında ciddi bir demografiye sahip olan Türkmenler, Suriye Türkmen Meclisi (STM) çatısı altında siyasallaşma sürecini hızlandırdı. Kısa süre önce Abdurrahman Mustafa'nın yeniden Suriye Türkmen Meclisi Başkanlığına seçilmesi (ve MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından bizzat tebrik edilmesi), Türkiye'nin Türkmenlerin yeni devlet aygıtındaki entegrasyonuna verdiği önemi gösteriyor.
Türkmenlerin şu anki ana stratejisi, sadece belirli sayıda milletvekiliyle mecliste bulunmak değil; yeni yazılacak anayasada "kurucu unsur" olarak yer almaktır. Yeni dönemde Türkçe'nin eğitim ve yerel idarelerdeki konumu, Türkmen bölgelerinin inşası ve geçmişte kurulan Suriye Milli Ordusu (SMO) içindeki Türkmen askeri gücünün yeni devletin milli ordusuna yasal bir statü ile entegre edilmesi mecliste Türkmenleri bekleyen en çetin pazarlık başlıkları olacak.
Gelişmiş Analiz ve Gelecek Projeksiyonu
Suriye'deki yeni parlamento, basit bir yasama organı olmanın ötesinde bir "Devlet Kapasitesini Yeniden İnşa" projesidir.
-
Şara'nın Kapsayıcılık Sınavı: Eski adıyla Ebu Muhammed el-Cevlani, devlet başkanı olarak "Şara" kimliğiyle yeni bir imaj çiziyor. Atadığı 70 kişilik kontenjanı Hristiyanlar, Kürtler, Dürziler ve Türkmenleri sisteme entegre etmek için kullanması, Şam'ın otoritesini tüm ülkeye yaymak istemesinden kaynaklanıyor. Süveyda'daki krizin gösterdiği gibi, sahada henüz tam bir uzlaşı sağlanmış değil; meclis bu uzlaşıyı yaratma testinden geçecek.
-
Ankara - Şam Entagrasyonu: Yeni meclisin başarılı olması, YPG'nin Kuzeydoğu Suriye'de kurmaya çalıştığı özerk yapının diplomatik ve yasal olarak tamamen çökmesi anlamına geliyor. Bu nedenle Türkiye, Suriye parlamentosunu teröre karşı "hukuki ve siyasi bir bariyer" olarak desteklemektedir. Meclis ne kadar güçlü olursa, sınır ötesinde Türkiye için tehdit oluşturan aktörlerin varlık alanı o kadar daralacaktır.
-
Yeni Anayasa Süreci: Önümüzdeki 5 yıllık geçiş sürecinde meclisin yazacağı anayasa, Suriye'nin ademi merkeziyetçi mi (yerel yönetimlerin güçlü olduğu) yoksa sıkı bir merkezi otorite mi olacağını belirleyecek. Bu denklemde Türkmen varlığının anayasal garantörlüğü, Türkiye'nin masadaki en büyük kırmızı çizgilerinden biri olacaktır.
Özetle; Pazar günü ilk zilini çalan Suriye Geçiş Parlamentosu, 13 yıllık bir yıkımın üzerine yeni bir binanın temelini atıyor. Bu binanın harcında Türkiye için en kritik unsurlar; adil temsil, terörden arındırılmış sınırlar ve Türkmenlerin devlet içindeki kalıcı, anayasal statüsüdür.